ofis bluz
SAYIM SONA ERDİ!
Ofis Bluz Gün Sayım Departmanı Coşku İçinde Sunar!
İçimden ellerimi kollarımı havada sallayarak ve etrafta koşturarak dönüp durarak ”AaaaaaaaaaaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA!” diye bağırıyorum!
Hemen ardından takım elbisemi giyip, kameraların karşısına geçip, yüzümdeki pis zafer sırıtığını saklamaya çalışırken, elimdeki takvim kartlarına bakarak açıklıyorum:
Üç yüz otuz sekiz.
Ve bitti.
Ne sıkıldım be tamblır. Sıkıntıdan gerçekten ölünebileceğini düşündüğüm, kalbimin sıkıştığı, nefesimin daraldığı, beynimin pelteye döndüğü yüzlerce gün. Bugün son. En azından bu iğrenç ekranın karşısında saatlerimi geçireceğim son gün.
Burdan çıkınca kendime cenneti vadediyor muyum? Vaat yok, yaşamak var. Ama şimdilik, uzun, belki de çok uzun süreceğini umduğum; özgürlük var.
Hep mutluluğun peşinde, kendimi mal gibi rüzgara bırakıp buralara kadar sürüklendiğim hayatımın geri kalanını; burada kustuğum nefretten uzakta; yaptığım işi, karşılaştığım insanları, yaşadığım hayatı severek, -rüzgardan aldığım yetkiye de dayanarak- mutlu geçirmeyi umuyorum.
Belki çok yakında, rastlayınca sizde İlhan İrem, ya da daha kötüsü İclal Aydın yapmacık sırıtığı etkisi yaratarak midenizi bulandıracak, mutluluğumu paylaştığım yeni sevgi dolu bloğumda karşılaşırız, kimbilir!
(Source: theoria-)
ofis bluz
Ofis Bluz Sayım Departmanı’nda, son günlerimizi ağız tadıyla saymaya devam:
Üç yüz otuz.