Bazen yirmi yıl önce, kalın jaluzi parçaları sigaradan sararmış, ya da daha kötüsü penceresi bile olmayan küçücük ve karanlık, olabildiğince iç sıkıcı bir devlet dairesinde; örgü hırkalarıyla ve taranmamış taçlı saçlı, ince yüzlü ve kalın camlı gözlüklü kadınlarla beraber çalıştığımı düşünüyorum. Herşeyden ışık hızıyla sıkılan bünyemi oyalayacak hiçbirşey yok, sadece kirli soluk pembe karton dosyalar ve hiçbir zaman umrumda olmayacak işler, konular.
O zaman bu bakmaktan nefret ettiğim ekrandan; internet denen birşeye ulaşabildiğim için, gerçekten şükrediyorum.
Bazen yirmi yıl önce, kalın jaluzi parçaları sigaradan sararmış, ya da daha kötüsü penceresi bile olmayan küçücük ve...
I love architecture. There are days that I wish I was an architect. travelthisworld: